Varis tedavisinin riskleri uygulanan yönteme göre değişiklik göstermektedir. Morarma ve geçici ağrı gibi hafif komplikasyonların yanında enfeksiyon, sinir hasarı ve derin ven trombozu gibi daha ciddi ancak seyrek görülen komplikasyonlar da gelişebilir. Bu yazıda termal ve termal olmayan ablasyon yöntemleri ile cerrahi tedavilerin olası riskleri bilimsel veriler ışığında değerlendirilmiştir.
Varis tedavisinde kullanılan teknikler çeşitli olup bunlar termal ablasyon yöntemleri (radyofrekans, lazer), termal olmayan ablasyon yöntemleri (yapıştırma, mekanokimyasal yöntem, köpük tedavisi) ve cerrahi teknikler (ligasyon, stripping, flebektomi) olarak sınıflandırılmaktadır. Tedaviye bağlı görülen riskler kullanılan tedavi yöntemine göre görülme sıklığı değişiklik göstermektedir.
Varis Tedavisinin Riskleri
Varis tedavisinde izlenen risklerin, görülme oranları farklılık göstermektedir. Örneğin morarma sık görülmekle birlikte kendini sınırlandıran ve hızlıca gerileyen, çok endişe yaratmayan bir risk iken sinir hasarı görülme riski çok daha düşük olmakla birlikte hastanın yaşam kalitesini etkileyebilir.
- Enfeksiyon
Enfeksiyon nadir görülen bir komplikasyondur. Cerrahi işlemlerde kesi yerinde, endovenöz tedavilerde ise damar giriş bölgesinde enfeksiyon gelişebilir. İşlem sırasında steril koşullara uyulması enfeksiyon riskini azaltır.
- Kanama
İşlem öncesi ya da sırasında kan sulandırıcı kullanılan ve cerrahi ya da flebektomi yapılan hastalarda görülme sıklığı artmaktadır.
- Morarma
Sık görülür, cerrahi tedavide, flebektomide ve tümesan anestezi kalın iğnelerler yapıldığımda ekimoz ya da morarma daha sık görülmektedir.
- Ciltte renk değişiklikleri
Termal ablasyonda çok cilte yakın yüzeyel toplardamarların tedavisinde, yüksek yoğunlukla ilaç ile yapılan köpük tedavisi ya da kılcal varis tedavisi sonrası görülmesi sıklığı artmaktadır.
- Sinir hasarı
Endovenöz termal ablasyonda, özellikle diz altındaki safen ven segmentlerinin tedavisinde sinir hasarı riski artabilir. Tedavi sonrasında parestezi olarak tanımlanan uyuşukluk veya his kaybı gelişebilir. Bu yakınmalar çoğunlukla geçicidir; ancak nadiren kalıcı olabilir. Ultrasonografi eşliğinde uygun tümesan anestezi uygulanması sinir hasarı riskini azaltmaya yardımcı olur.
- Derin toplardamarlarda pıhtı gelişmesi, derin venöz trombüsü
Endovenöz termal ablasyon sonrasında nadiren derin ven trombozu veya ablasyonla ilişkili trombüs uzanması (ARTE) gelişebilir. Ablasyonun derin ven bileşkesine uygun mesafeden başlatılması ve hastanın tromboz risk faktörlerinin değerlendirilmesi önemlidir.
Yapıştırma ile yapılan ablasyonlarda da derin venöz sisteme uzanma veya trombotik komplikasyonlar görülebilir.
Köpük skleroterapisinde kullanılan köpüğün hacmi, konsantrasyonu, uygulama tekniği ve hastanın özellikleri komplikasyon riskini etkileyebilir. Uygulanacak toplam köpük hacmi güvenlik önerileri doğrultusunda belirlenmelidir.
Varis tedavisi sonrasında pıhtılaşmanın nedenleri, belirtileri ve alınabilecek önlemler hakkında daha ayrıntılı bilgi için “Varis Tedavisi Pıhtılaşma Yapabilir mi?” yazımızı inceleyebilirsiniz.
- Yapıştırıcının derin toplardamara ilerlemesi ve tıkaması
Siyanoakrilat ile yapıştırma ablasyonda kateter ucunun derin ven bileşkesine uygun mesafede konumlandırılması önemlidir. Yapıştırıcının derin venöz sisteme uzanması veya işlemle ilişkili tromboz gelişmesi nadir ancak önemli komplikasyonlardır. Güvenlik mesafesi kullanılan cihazın uygulama protokolüne göre belirlenmelidir.
- Yapıştırıcının akciğere pıhtı olarak atması
Yapıştırma ve köpük skleroterapisi sonrasında nadiren pulmoner komplikasyonlar gelişebilir. Köpük uygulamasına bağlı geçici solunum yakınmaları, tromboembolik olaylar ve çok nadir yapıştırıcı embolizasyonu birbirinden farklı komplikasyonlardır. İşlem sonrasında ani nefes darlığı, göğüs ağrısı veya oksijen düşüklüğü gelişmesi acil değerlendirme gerektirir.
- Yapıştırıcıya bağlı aşırı duyarlılık reaksiyonu
Siyanoakrilat yapıştırıcı kullanılan hastalarda lokal inflamasyon, aşırı duyarlılık reaksiyonu ve nadiren granülomatöz reaksiyonlar gelişebilir. Bilinen akrilat alerjisi bulunan hastalarda bu tedavi yöntemi tercih edilmemelidir.

Varis tedavisinin en sık görülen risklerinden biri tedavi sonrası izlenen ekimozlardır.
Varis Tedavisinde Kan Sulandırıcı Kullanılır mı?
Varis tedavisi öncesinde hastanın venöz tromboembolizm açısından risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Yüksek riskli hastalarda işlem çevresinde koruyucu antikoagülan tedavi düşünülebilir. Tedavi sonrasında derin ven trombozu veya ablasyonla ilişkili trombüs uzanması (ARTE) saptandığında ise antikoagülan kullanımı, trombozun yaygınlığına ve klinik bulgulara göre planlanır. Her hastada rutin kan sulandırıcı kullanılması gerekli değildir.
Varisi Aldırmak Zararlı mıdır?
Bacaklarda ağrı, şişme, huzursuzluk, kaşıntı ve iğnelenme gibi yakınmaları bulunan varis hastalarında tedavi gerekliliği değerlendirilmelidir. Varis bazı hastalarda ilerleyerek yüzeyel ven trombozu, cilt değişiklikleri ve venöz ülser gibi komplikasyonlara yol açabilir. Tedavi kararı verilirken beklenen yararlar, olası riskler, Doppler ultrasonografi bulguları ve hastanın klinik durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Hastaların en çok dile getirdikleri konu, variste kapatılan damar, kalp by-pass ameliyatında kullanıyor iken bu damara gelecekte ihtiyaç olur ise kalp ameliyatında ne kullanılır? Kalp by-pass ameliyatında çok çeşitli damarlar kullanılmaktadır. Bacaktaki yüzeyel toplardamarlarda bu amaçla kullanılır. Variste yüzeyel toplardamarlar temel neden olup varise neden olduklarında çapları artmakta ve damar yapıları bozulmaktadır. Bir aşamadan sonra bu variköz toplardamarların kullanımı zorlaşmaktadır. Ancak hastanın ileride bypass gereksinimi olabileceği durumlarda safen venin kullanılabilirliğinin bireysel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
♥ Ameliyatsız varis tedavisi hakkında bilgi almak ya da Kadıköy ve Pendik girişimsel radyoloji merkezlerimizden randevu talepleriniz için 0533 336 48 30’u arayınız.
