Biyopsinin Yan Etkileri Nelerdir?

Biyopsinin yan etkileri enfeksiyon, kanama, organ hasarları, hava kaçağı, damar yaralanmaları, yalancı anevrizmalar olabilmektedir. Tüm bu yan etkiler biyopsinin tekniğine, biyopsi yapılan organa göre sıklığı ve riski değişiklik gösterir.

Girişimsel radyoloji bölümümüzde uygulanan biyopsilerin yan etkileri konusunda, bilimsel veriler ışığında hazırlanan bu yazıda detaylı açıklamaları okuyacaksınız.

Görüntüde izlediğiniz kan değildir. Giriş yerinin sterilizasyonunda kullanılan Baticon’dur.

Biyopsinin Yan Etkileri

Biyopsinin yan etkileri organa, tekniğe ve yapan kişinin tecrübesine göre değişiklikler gösterir. Her organ biyopsisinde de riskler aynı sıklıkta ve şiddette değildir.

  • Kanama

Kanama biyopsinin riskleri ya da komplikasyonları içinde en sık görülendir. Özellikle kanama riski böbrek biyopsilerinde yüksektir. Bu risk parankim hastalığı nedeniyle böbrek biyopsisi yapılan kişilerde parankim incelmiş ise yükselir. Yine böbrek tümörü olan kişilerde kitle, böbrek içine doğru büyümüş yani endofitik ise de risk artmaktadır. Böyle durumlarda biyopsiden kaçınmak ya da biyopsi çok gerekli ise kanama durumunda embolizasyon tedavisinin uygulanabileceği merkezlerde yapılmalıdır.

Füzyon prostat biyopsisi sonrasında da kanlı idrar ve menide kan gelmesi görülebilir.

Karaciğer kitleleri, portal hilus denilen karaciğerin merkezine yakın yerleşimlerde ise karaciğer biyopsisinde kanama riski artmaktadır. Bu durumlarda da riskin minimumda tutulması için çevre vasküler yapılar Doppler ultrasonografi ile dikkatlice değerlendirilmelidir.

Kanama riskini artıran önemli durumlardan biri de hasta kan sulandırıcı ilaç kullanmasına karşın bu durumun sorgulanmaması ya da atlanmasıdır. Bazen hastalarda kan sulandırıcı ilaçların hangisi olduğunu bilmeden sorgulandığında yanlışlıkla kullanmadığını iddia edebilir. Girişimsel radyologun bu durumda sorması gereken en doğru soru ilaç kullanıp kullanmadığıdır.

  • Enfeksiyon

Prostat biyopsilerinde ve steril koşullara uymadan yapılan biyopsileride bu risk artmaktadır. Ultrasonografi eşliğinde yapılan biyopsilerde kullanılan probun steril şekilde hazırlanması önemlidir.

Pankreas ya da batın için biyopsilerde bağırsak geçilmememesi gerekir. Bu fark edilmeden yapıldığında da enfeksiyon riski artmaktadır.

  • Organ Yaralanması

Tüm biyopsilerde bu risk söz konusudur. Organ yaralanmalarına karaciğer, akciğer, pankreas ve böbrek biyosilerinde rastlanabilir. Yine bir organdaki biyopsiyi yaparken başka organ geçilerek yapılır ise bu durumda organ yaralanması ortaya çıkabilir. Pankreas biyopsisi yaparken eğer bağırsak geçilir ise perforasyon denilen bağırsağın delinmesine yol açılabilir. Bu risk özellikle kalın iğneler kullanıldığında artmaktadır.

  • Hava kaçağı, Pnömotoraks

Akciğer biyopsilerinde ortaya çıkar. Hava kaçağı akciğeri saran zarın delinmesi ile göğüs boşluğunu döşeyen zarlar arasında hava birikmesidir. Akciğerin merkezine yakın kitlelerin biyopsisinde, fissür geçilerek yapılan biyopsilerde ve kalın iğne tercih edildiğinde bu risk artmaktadır. Akciğer içinde bulunan hava kistleri geçilerek biyopsi yapılan durumlarda da hava kaçağı olabilir.

  • Safra Yolları Yaralanması, Safra Kaçağı

Safra yolları yaralanmaları, karaciğer biyopsilerinde görülebilir. Özellikle safra yolları tıkanıklığı olan hastalarda safra yollar geçilerek karaciğerin merkezine yakın kitlelerin biyopsisinde görülebilir.

  • Arteriovenöz Fistül Gelişimi

Özellikle böbrek biyopsilerinde ortaya çıkabilir. Çok kanlı bir organ olan böbrek biyopsisinde atardamar ve toplardamar aynı anda hasar gördüğü  zaman arteriovenöz fistül gelişir, buna idrarda kan görülmesi de eşlik edebilir.

  • Yalancı Anevrizma, Psödoanevrizma Gelişimi

Böbrek biyopsilerinde ortaya çıkabilen bir risk olup damar yaralanması sonucu damar bütünlüğü bozulur ve böbrek içine, çevresine ya da idrar toplayıcı sistem içine kanama gelişir.

  • Tümör Yayılması

Özellikle kanser dokusundan yapılan biyopsilerde, aynı yerden çok sayıda biyopsi yapılması durumunda, biyopsi iğnesi boyunca kanser hücresinin yayılması riski olabilir. Bu risk çok düşüktür. Fakat yarar ve risk yönünden yapılan karşılaştırmada biyopsi yapılması hastanın tedavisine karar verilmesi yönünden çok gereklidir.

Tümör yayılmasını azaltmak yönünden koaksiyal teknik ile biyopsi yapılması önerilmektedir. Bu yöntemde normal meme dokusunda iğne bir kez geçirilir. Aynı iğne içinden tekrar tekrar girilerek seri biyopsi yapılabilir.

  • Sinir Hasarı

Özellikle sınır kılıfı ya da sinir kökenli tümörlerin biyopsilerinde sinir yaralanması olabilir.

Biyopsi Nedir?

Biyopsi tanı koymak için hastalıklı dokudan parça alınmasıdır. Bir çok hastalığın tanısı görüntüleme yöntemleri ile konabilmektedir. Fakat bazı organların hastalıkları ya da organ içerisinde yer işgal eden kitlelerin tanısı için dokudan parça alınması ve ileri değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Günümüzde biyopsi sadece patolojik olarak değerlendirilerek hastalığın tanısının konulması ile sınırlı değildir. Gelişen immünhistokimyasal analizlere bağlı olarak ilaçların etkinlikleri ve tercihini belirleyen sonuçlar da alınmaktadır. Kemoterapi alanında umut veren bir gelişme olan immünoterapi halk arasında bilinen adıyla, akıllı ilaçların tedavi kararında da biyopsi belirleyicidir.

Biyopsinin yan etkileri nelerdir?

Girişimsel radyolojide biyopsi görüntüleme yöntemleri eşliğinde yapılır. Biyopsi yapılacak dokuya göre hedefi göstermek amacıyla, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme ile mamografiden yararlanılır. Bu konudaki tercih, lezyonu yani hastalıklı dokuyu en iyi gösteren, en güvenli, en kolay ulaşılabilen görüntüleme yöntemine bağlı olarak değişir.

♥  Biyopsi için detaylı bilgi almak ya da randevu talepleriniz için 0533 336 48 30 numaralı telefonu arayınız.