Varis uzun süre ayakta durması gereken meslek sahiplerinde, hamilelerde, obezlerde, çoklu hamilelik geçirmiş olanlarda, ailesinde varis olanlarda olur. Variste ön planda risk faktörleri genetik, hamilelik ve obezitedir. Varis riski kimlerde yüksek? Hangi durumlarda varis ortaya çıkar? sorularının cevapları hakkında bilimsel veriler ışığında bu yazı hazırlanmıştır. Varisin tanısından tedavisine girişimsel radyoloji önemli bir role sahiptir. Bu yazıda girişimsel radyoloji perspektifini de bulacaksınız.
Varis bir toplardamar hastalığıdır. Toplardamarlarda atardamarlardan farklı olarak kapak sistemi bulunur. Bu kapak sistemi valv mekanizması gibi çalışır. Akımın kalbe doğru gidişinde bu kapak sistemi açılırken aksi yöndeki akımlarda kapak sistemi kapanarak kanın geri kaçmasını engeller.
Çeşitli nedenlerle bu kapak sistemi bozulduğu zaman kan ayaklara doğru geri kaçar ve göllenen kan kılcal damarları genişleterek onların cilt altında ya da cilt seviyesinde genişlemiş damarlara yani varislere dönüşmesine neden olur.
Varisin belirtileri yüzeyel toplardamarlardaki kaçak şiddetine, yaygınlığına ve kaçağın süresine bağlı olarak değişir. Başlangıçta bacaklarda ağrı, huzursuzluk, kaşıntı, iğnelenme, gece kramplarına yol açarken hastalık ilerledikçe ayaklarda günün ilerleyen saatlerinde şişme gelişir. Uzun süreli ihmal edilmiş varislerde ciltte renk değişiklikleri, pıhtılaşma, ayaklarda yaralar hatta venöz ülserlere yol açabilir.
Varis Kimlerde Sık Görülür?
Varisin nedenleri genetik, obezite, hamilelik, geçirilmiş çoklu hamilelikler, uzun süre ayakta kalmayı gerektiren meslek sahibi olmak, geçirilmiş derin ven trombozudur. Bu durumlara sahip kişilerde varis görülme riski yüksektir.
Uzun süre ayakta kalmayı gerektiren meslek sahipleri cerrah, hemşire, kuaför, garson, güvenlik görevlisi, satış elemanı gibi gruplarda varis çok daha sık görülmektedir.
Ailesinde varis olan kişilerde yüksek risk altındadır. Bu kişilerde de normal popülasyona göre varis görülme olasılığı çok yüksektir. Aile riski yüksek kişilerin korunma yöntemlerini uygulamaları önemlidir.
Genetik olarak risk altındaki kadınlar hamilelikleri süresince de riskleri daha da artmaktadır. Bu bakımdan hamilelikte varisten korunma çok daha ön plana çıkmaktadır.
Toplumsal alışkanlıklar da varis riskini artırmaktadır. Bu bakımdan yaşam tarzları, oturuş şekilleri de önemlidir. Özellikle ataerkil ailelerde kalabalık ortamlarda, kadınlarda yerde dizlerini katlayarak oturmaları da varis gelişmesini hızlandırmaktadır. Bağdaş kurarak ya da dizlerini katlayarak oturmaktan kaçınılmalı, bu pozisyonlarda uzun süre kalınılmamalıdır.
Derin ven trombozu bacaklardaki toplardamarların çeşitli nedenlere bağlı pıhtılaşması sonucu tıkanmasıdır. Derin ven trombozu genetik nedenlere, ilaçlara, doğum kontrol haplarına, damara dışarıdan bası durumlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Derin ven trombozuna (DVT) bağlı olarak varisler görülebilir. Bu varisler diğer nedenlerden farklı olarak kanın kalbe ulaştırılması için birer kollateral görevi görürler.

Varis Olan Kişi Ne Yapmalı?
Varis ilerleyici bir hastalıktır. Bu yönden hastalık ihmal edilmemeli. Kişi kendisinde varis belirtileri hissediyor ve gözle görülür varislere de sahip ise ihmal etmeden girişimsel radyoloji bölümüne başvurmalıdır. Girişimsel radyoloji bölümünde Doppler ultrasonografi yapılarak toplardamar haritalandırılması ile yüzeyel toplardamarlardaki kaçaklar yani reflüler ortaya konur. Buna göre tedavi planı yapılır.
Damar yolu ile girilerek yapılan endovenöz termal ablasyon varisin birincil tedavi yöntemidir. Gözle görülen büyük boy, orta boy (retiküler), küçük boy (telenjiektazik) varisler ise köpük tedavisi ile tedavi edilir.
Görsel olarak varisleri mevcut fakat yakınması olmayan kişiler kozmetik sorunları dikkate almadıkları taktirde bu kişilerin korunma yöntemlerini hayata almaları önerilir. Aslında toplumda varis ile ilgili en yoğun hasta potansiyelini bu grup oluşturmaktadır. Bu grup hastalar varisten korunma yöntemlerini hayatlarına alıp uygulamaları gerekir.
Varise Kim Bakar?
Varisin ameliyatsız tedavilerini girişimsel radyologlar yapar iken ameliyat yöntemleri ile tedavisini kalp damar cerrahisi uzmanları uygular. 2000′ li yıllara kadar varisine tek tedavi yöntemi cerrahi yani ameliyat yöntemleri iken bu tarihten sonra varisin tedavisinde anjiyografi teknikleri kullanılarak ultrasonografi eşliğinde termal ablasyon yöntemleri geliştirilip çok başarılı olması üzerine girişimsel radyoloji ön plana çıkmıştır.
Varis tedavisinde en başarılı yöntem günümüzde termal ablasyon teknikleridir. Uzun dönem sonuçları da bilinen bu yöntem günübirlik uygulanmakta, genel anestezi ve hastanede kalış gerektirmemektedir. Cerrahi yöntemlere önemli üstünlükleri bulunmakta olup bunlar yatış gerektirmemesi, genel anestezi gerektirmemesi, iş gücü kaybı oluşturmaması, hızla normal yaşama dönüş sağlayabilmesi, riskleri çok daha düşük, ciltte skar ya da ameliyat izi oluşturmamasıdır.
Varisin tanısından tedavisine kadar her aşamada, girişimsel radyoloji günümüzde önemli bir konum kazanmıştır.

