Kanser Tedavisinde Kemoembolizasyon ile Radyoembolizasyon Farkı

Kanser tedavisi bir çok yöntemle yapılabilmektedir. Karaciğer kanserleri tedavisinde cerrahi, kemoterapi, lokorejyonel tedaviler denilen ablasyon, kemoembolizasyon, radyoembolizasyon ve sterotaktif radyasyon uygulanabilmektedir. Bu yazıda karaciğerin opera edilemeyen kanserlerinin tedavisinde, girişimsel radyoloji bölümlerinde uygulanan kemoembolizasyon ile radyoembolizasyon farkları bilimsel veriler ışığında tartışılacaktır.

Karaciğer Kanseri

Karaciğerin en sık kanserleri başka organlardan yayılan metastaz denilen kanser türüdür. Bu arada karaciğerden ve safra yollarında gelişen kanserlerde sıklıkla görülebilmekte ve yaşamı tehdit etmektedir.

Karaciğer kanserlerinin öncelikli tedavisi cerrahi olmakla birlikte ancak %15′ inde cerrahi şansı yakalanabilmektedir. Karaciğerin her iki lobuna yayılmış, karaciğer dışına yayılmış kanserlerin tedavisinde cerrahinin katkısı sınırlı kalmaktadır.

Cerrahi uygulanamayan karaciğerin kendi kanserleri ya da karaciğere başka organlardan yayılan kanser tedavisinde öncelikli yaklaşım kemoterapi ya da belirli boyutlara kadar ablasyon ya da her ikisinin kombine uygulanmasıdır. Kemoterapiye yanıt alınmadığında ya da boyutları ve sayısı ablasyon sınırlarını aşan kanserlerin tedavisinde amaç hastanın yaşam süresini uzatmaktır.

Palyatif tedavi olarak tanımlanan hastanın tümörünü yok etmeyen fakat yaşam süresini uzatan tedavi yöntemleri kemoembolizasyon ve radyoembolizasyondur.

Kanser Tedavisinde Kemoembolizasyon Nedir?

Kemoembolizasyon kemoterapi ilaçlarının kasık atardamarından girilerek, kateter ve kılavuz tel kullanılarak, karaciğer atardamarı yolu ile direkt tümör içine verilmesi yöntemidir. Kemoterapi ilaçları özel olarak dizayn edilmiş partiküllere yüklenerek karaciğer kanserini besleyen atardamara uygulanır.

Kemoterapinin avantajları tümör beslenmesi engellenir, kemoterapi daha yüksek dozda uygulanır, kemoterapi ilaçlarını karaciğer dışı sistemik dolaşıma katılmaması nedeniyle sistemik kemoterapide görülen, normal dokularda örneğin saç dökülmesi gibi yan etkilere neden olmaz. Kemoembolizasyon ihtiyaca göre tekrar edilebilir.

Kemoembolizasyonun riskleri, işlemden sonra bulantı, kusma, ağrı sık olmasına karşın hedef dışı organ embolizasyonuna bağlı safra kesesi iltihaplanması (kolesistit), gastrit, kolit, karaciğer apsesi ve biluribin yükselmesi sık olmayan bulgulardır.

Karaciğer kanser tedavisinde kemoembolizasyon ile radyoembolizasyon farkı
Karaciğer kanser tedavisinde kemoembolizasyon

Kanser Tedavisinde Radyoembolizasyon Nedir?

Eksternal radyoterapi doku ya da organ dışından radyasyonun direkt tümör dokusuna verilmesidir. Karaciğer kanserlerinin tedavisinde eksternal radyoterapi geçmişte uygulanmış, fakat normal karaciğer dokusuna çok zarar verdiği için bırakılmıştır. Bugün sterotaktik radyoterapi ile normal karaciğer dokusu korunmaya çalışılmasına karşın radyoembolizasyon önemli bir etkinlik kazanmış uygulanımı kabul görmüştür.

Radyoembolizasyonda temel yaklaşım radyoaktif maddenin (yttrium 90) direkt tümörü besleyen atardamar içine vererek normal karaciğer dokusunun korunması ve tümör içinde maksimum oranda radyoterapinin uygulanması sağlanmıştır.

Radyoembolizasyonun riskleri işlemden sonra sınırlı da olsa bulantı, kusma ve ağrı ile radyoaktif maddenin hedef dışı organlara gitmesi sonucunda nadir olarak safra kesesi, mide, kalın bağırsak, yutak borusu ve akciğerlerde hasarlanma gelişebilir,. Yüksek dozlarda karaciğer hasarlanması görülebilir.

Karaciğer Kanseri Tedavisinde Kemoembolizasyon ile Radyoembolizasyon Arasındaki Farklar Nelerdir?

  • Her iki teknikten aynı endikasyonlarla karaciğer kanserlerinde ya da karaciğere başka organlardan yayılan (meme, kalın bağırsak, akciğer kanserleri vb) kanserlerin palyasayonunda yani yakınmaları azaltarak, yaşam süresini uzatmak amacıyla uygulanmaktadır.
  • Uygulama kolaylığı kemoembolizasyonda daha kolay olup tek bir anjiyografide kemoterapi verilebilmektedir. Radyoembolizasyonun uygulaması bir miktar daha kompleks olup 2 aşamalı anjiyografi ile yapılır. 1. aşamada verilecek doz ve akciğere ulaşan radyoaktif doz hesaplanır. 1 hafta sonra hesaplanmış doz direkt karaciğer içine uygulanır.
  • Yan etkiler yönünden radyoembolizasyon daha iyi tolere edilmektedir. Postembolizasyon sendromu denilen tedavi sonrası bulantı, kusma ve ağrı, kemoembolizasyonda sık iken radyoembolizasyonda daha nadirdir.
  • Maliyet yönünden kemoembolizasyon avantajlıdır. Radyoembolizasyon maliyeti daha yüksektir.
  • Etkinlik yönünden aralarında farklılık bir çok yayında sınırlı farklılık olmakla birlikte radyoembolizasyon uygulanan hastada kanser karaciğerin çok sınırlı alanında bulunuyor ve segmente spesifik yüksek doz radyoembolizasyon uygulanabilir ise tümörün tamamen yok edilmesi olan küratif sonuçlar alınabilmektedir.
  • Her iki yöntemde de hedef dışı embolizasyon riskleri olabilmekle birlikte bu risk iyi planlama yapıldığında düşüktür.
  • ileri yaş hastalarda, biluribin değerleri belirli oranlara kadar ve karaciğer toplardamar tıkanıklığı bulunan hastalarda radyoembolizasyon uygulanabilir iken kemoembolizasyon kontrendike yani uygulanamasında sakınca olabilmektedir.

Girişimsel radyoloji bölümlerinde uygulanan her iki tedavide aynı karaciğer kanserinde ya da metastazında etkinliklerine göre ardışık da uygulanabilmektedir. Kemoembolizasyondan yanıt alınamadığında ya da daha önce radyoembolizasyon uygulanmış hastada etkinlik izlenmediğinde diğer tedavi yine hastanın yaşam süresini uzatmak amacıyla uygulanabilmektedir.