Obezite Tedavisinde Embolizasyon

Obezite tedavisinde embolizasyon obezite cerrahisinin alternatif olarak gündeme girmiştir. Obezite önemli bir sağlık sorunudur. Bir çok hastalığı tetikleyebilir. Hipertansiyon, diyabet, eklem sorunları, varis obezite ile ilişkili hastalıklardır. Bu yazıda obezite cerrahisinin alternatifi olarak girişimsel radyolojide uygulanan bariatrrik embolizasyon bu yazıda tartışılacaktır.

Obezitenin Ameliyatsız Tedavisi

Obezite sürdürülebilir bir durum değildir. Diyet tedavisi ile çözülemiyor ve ameliyat uygun olamadığı durumlarda gündeme alınması önerilir.

Aşırı Kilolu Hastalarda Mide Embolizasyonu; Etkinlik ve Güvenirlilik

Obezite Tedavisinde Embolizasyon

Obezite tedavisinde cerrahinin alternatifi olarak embolizasyon gündeme gelebilir.

Obezite cerrahisine uygun olmayan hastalarda sol gastrik (mide) arterinin (atardamar) embolizasyonunun (tıkama) etkinliği bu çalışmada araştırıldı. Normal body mass indeks (BMI) 18.5 ile 24.9 arasındadır. 24.9 ‘un üzerinde aşırı kilodan bahsedilirken 30’ un üstü obezite olarak değerlendirilir. Obezite tedavisinde öncelik noninvaziv yöntemler olmakla birlikte başarılı olunamayan kişilerde obezite cerrahisi uygulanmaktadır. Obezite cerrahisinde yüksek morbidite oranları tedaviyi kısıtlamaktadır.

Embolizasyon Nedir?

Embolizasyon girişimsel radyolojide anjiyografi ünitesinde uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bir çok hastalıkta uygulanan embolizasyon tıkama anlamına gelir. Durdurulmayan kanamalarda, tümör, miyom, prostat, damar hastalıklarında uygulanan bu yöntemde sıvı, metalik ya da partikül ajanlar kullanılarak hastalıklı dokuyu besleyen damarın tıkanması ile tedavi yapılır.

Bariartrik Embolizasyon

Gastrik embolizasyon hayvan modellerine çalışıldıktan sonra seçilmiş olgularda insanlarda da uygulanmaya başlamıştır. Sol gastrik arterin embolizasyonu açlıkta midenin oynadığı role dayanmaktadır.  Ghrelin bir orexigenic hormon olup temel olarak üretimi ve salgılanması mide fundusundan olmaktadır. Fundusu besleyen sol gastrik arterin selektif embolizasyonu bu hormonu üreten hücrelerde iskemik (beslenememe) hasar oluşturarak yeme dürtüsünü azaltmaktadır.

Çalışmaya 2015-2017 arasında 16 hasta dahil edilmiş, detaylı klinik, endoskopik değerlendirmeleri yapılmış ve embolizasyona uygunluklarına karar verilmiştir. Geçirilmiş mide ameliyatı olan, geçirilmiş pankreatiti olan, daha önce embolizasyon yapılmış, endoskopide ülser saptanan, siroz ve portal hipertansiyonlu hastalar embolizasyon için uygun olmadığından çalışmaya alınmamıştır.

İşlem kasıktan girilerek lokal anestezi ile sol gastrik arterin kateterize edilmesinden sonra 500-700 mikron partikül ile embolize edilerek akımın durdurulması şeklinde uygulanmış, genel anestezi kullanılmamıştır. Hastalar 3, 6, ve 12. aylarda kontrolleri yapılmıştır.

Tedaviden 2 ay sonra tüm takipteki hastalara endoskopi uygulanmış, 1. hastada aktif ülser, 1 hastada mide perforasyonu saptanmasına karşın 8 hastada midede patoloji izlenmemiştir. Kilo kaybı yönünden yapılan karşılaştırmada hastaların %56′ sında erken dönemde kilo kaybı saptanmış olup ortalama kilo kaybı 8kg±5.12 olarak belirlenmiştir.

Obezite tedavisine yönelik olarak yapılan sol gastrik arter embolizasyonu sonuçları umut vermekle birlikte daha geniş olgu gruplarında araştırılması yararlı olur.

Kaynak: CVIR 2019;42:513-519